4 Ocak 2008 Cuma

Sebzeli Domates Çorbası


Bu tarife Ev Cini’nde rastlamıştım ve birkaç farklı domates ürünü ile denedim. Domates püresi, taze domates, konserve doğranmış domates ve fotoğrafta gördüğünüz domates rendesi ile. Konserve domates ile çok güzel oldu ama bu domates rendesi ile süper oldu. Aslında taze domatesle çok daha güzel olması gerekir ama hakiki (!) taze domates yazın ortasında bile çok az denk geliyor şehirde oturan insana. Artık. Ne yazık.
Normalde konserve alma, tüketme alışkanlığım hiç yok. Son bir senedir kışın domatesi (küp doğranmış ya da bütün, domates rendesi) konserve olarak alıyorum, malumunuz nedenlerle. Bi de daha yeni mısır almaya başladık. Çok seviyor Sinan. Yemek zamanı masaya oturmayacak gibi olursa yemeğin üzerine hemen 1 kaşık mısır koyuyorum. “Anneciiiim, bak sana mısırlı bilmemne yaptıııııım” diye çağırınca hemen bitiveriyor masanın dibinde. Bakalım bu numara ne kadar tutacak. Bende hem numaralar hem de sabır bitiyor gibi ya hayırlısı.
Bu domates çorbasının klasik domates çorbasından farkı, kıvamını undan değil de sebzeden alıyor olması. Ben çok sevdim. Sinan da sevdi. Üzerine dökülen kremanın hatırına yiyor gibi sanki biraz. Olsun.
Bakalım başka hangi anneler pişirecek bu güzelim çorbayı, başka hangi canavarlar yiyip:) hangileri burun kıvıracak:(
Herkese afiyet olsun. Ev Cini’ne de çok teşekkürler!

Sebzeli Domates Çorbası4-6 kişilik
1 bardak=250 ml

1 çorba kaşığı tereyağı
1 soğan
1 patates
1 havuç
1 yemek kaşığı doğranmış kereviz sapı ya da 1 küçük kereviz
2 bardak domates rendesi
2-3 bardak su
1’er çay kaşığı kişniş ve kimyon (gönlünüze göre artık…)
Tuz, karabiber,
Krema, servis için
  1. Soğanı yemeklik doğrayın ve tereyağında kavurun.
  2. Küp doğramış olduğunuz havuç ve patatesi ekleyin ve karıştırarak kavurma işlemine devam edin.
  3. Doğranmış kereviz yapraklarını, domatesi ve baharatları ilave edin. Altı kısık ve kapağı kapalı bir şekilde domatesle sebzeler iyice kaynaşana kadar pişirin.
  4. 1-2 bardak sıcak su ilave edip içindeki sebzeler yumuşayana kadar ağzı kapalı pişirmeye devam edin. Arada kontrol etmeyi, karıştırmayı unutmayın. Dibine tutar yemek, karışmam.
  5. Pişme işlemi bitince çorbayı püre haline getirin. Kıvam ayarını bu aşamada sıcak su ile yapabilirsiniz. O yüzden baştan hemen tarifteki suyun tamamını koymayın derim.
  6. Üstüne krema gezdirerek servis yapın.
Notlar:
  1. Kereviz sapı yerine taze fesleğen, biberiye gibi aromatikler de şahaaaane olur.
  2. Kıvamı koyu yapılıp makarna sosu olarak kullanılabilir. Nitekim kalan çorba ertesi güne dolapta koyulaşmıştı. Makarnaya sos yaptım. Çok sevdi.

6 Aralık 2007 Perşembe

Pileli Kabak Böreği

Pileli böreği ilk kez Portakal Ağacı’nda görmüştüm. Kesin şahane olur diye yaptım, hakkaten öyle oldu. Normalde çok fazla börek yapmam. Bi pişirsen çok olur, ilk yiyince iyi de sonra sürünür de sürünür. Bi de çocuk yemezse iyice hevesin kaçar. Ama bu pile olayı bütün bu sorunları ortadan kaldırıyor. Birincisi, 1 yufka ile bile yapabiliyosun. İkincisi, neli yaparsan yap iç malzeme ile yufka dengesi çok güzel oluyor ve iç ile yufka bütünleşmiş oluyor. Yani çocuklar, içini yufkadan ayıramıyor. Üçüncüsü, ince bir börek oluyor, çok kibar, çok narin.
Bu şekilde yapınca Sinan bayıldı böreğe. Domates çorbası ile birlikte yapıyorum genelde. Bi kaşık çorba alıyor, sonra bir parça börek. Yüzünde “ne kadar doğru bir şey yapıyorum di mi anne” bakışı, gülümseyerek kafasını iki yana sallayarak yiyor. Öyle görünce onu öpücüklere boğasım geliyor. Tutuyorum kendimi. Aman dikkati dağılmasın! Toplaması öyle zor ki çünkü.

Börekte de bir arayışa girmem uzun süre. Börek artık kabaktır benim için, piledir. İncedir, kibardır, narindir.

Pileli Kabak Böreği
Ölçüler mini fırın tepsisine göredir.
1 bardak=250 ml
2 yufka
2 kabak, rendelenmiş
1/2 bardak yoğurt
1/2 bardak süt
1/2 bardak peynir (kaşar, beyaz, dil, örgü, labne vs.)
1/4 bardak zeytinyağı
Maydanoz, dereotu
2 yumurta
Karabiber, kırmızıbiber
  1. Yufka hariç tüm malzemeler karıştırılarak iç malzemesi hazırlanır.
  2. Yufkanın biri tezgaha serilir. Üzerine iç malzemenin yarısı tüm yufkayı ıslatacak şekilde yayılır.
  3. Üst ve alt uçları pilelendirilerek ortada birleştirilir.
  4. Ortadan ikiye bölünür (yani tepsinin boyuna göre) ve yağlı kağıt serilmiş olan tepsiye yerleştirilir.
  5. Aynı işlem pek tabi ki diğer yufka için de tekrar edilir.
  6. 180 derece ısıtılmış fırında pişirilir.

29 Kasım 2007 Perşembe

Ezo Gelin Çorbası


Bazı temelbaş yemeklerin tarifini sabitlemem lazım. Tek elle, gözüm burnum kapalı aynı lezzette yapabiliyor olmam lazım. (Kucağımda bebek, gözüm uykusuzluktan, burnum da hastalıktan kapalıyken yani) Yok öyle göz kararı, el ayarı artık. Yemek pişerken gerekli kontrolleri yapıp düzeltmelerde bulunamıyorum çünkü.
Mercimek çorbamı sabitledim mesela. “Dolapta şu var, bunu damı koysam, ya şu baharatı eklesem mi” yapmıcam, yapamıcam. Tarif neyse o!

Malzemeler:
6 porsiyon
1 yemek kaşığı tereyağı
1 soğan
1 yemek kaşığı salça, tepeleme
½ bardak kırmızı mercimek
1 havuç
5 bardak su
1’er yemek kaşığı tel şehriye, ince bulgur
1 tatlı kaşığı kuru nane
Tuz, karabiber
  1. Soğanı yemeklik doğrayın. Tereyağında kavurun.
  2. Mercimeği ekleyip kavurmaya devam edin.
  3. Rendelenmiş havucu, salça ve naneyi ekleyip birkaç dakika daha kavurduktan sonra suyunu, tuzunu, karabiberini ekleyin ve kaynamaya bırakın. (Ben bu aşamayı düdüklüde yapıyorum. Tencerede ne kadar kaynarsa kaynasın iyi pişmiyor mercimekler)
  4. Mercimekler pişince bulgur ve şehriyeleri ekleyip kısık ateşte ağzı kapalı olarak şehriyeler pişene kadar kaynatın.
Bu kadar. Deneme yok. Macera yok. Sürpriz yok.

14 Kasım 2007 Çarşamba

Sütlü Yoğurt Çorbası


Tarif Devletşah ve ekibinin hazırladığı Yemek.Name ’nin Kasım sayısından.
Bildik yoğurt çorbasının az yoğurt, bol süt ile yapılanı. Tadı çok daha yumuşak oluyor. Tam çocukların seveceği gibi yumuşacık.
Orijinalinin adı Toyga Çorbası. İçine yalnızca yarma konuyor fakat ben ne yaptım? Tahılın yanına 1 sebze ve 1 bakliyat ekleyip içimi rahatlattım.

Malzemeler:
6-8 porsiyon
1 bardak yoğurt
1,5 lt süt
1/3 bardak un
1 yumurta
1 havuç
½ bardak yarma, haşlanmış
½ bardak nohut, haşlanmış
1-2 yemek kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı kuru nane
1 tatlı kaşığı kırmızı biber
Tuz


  1. Havucu küp küp doğrayıp az su ile yumuşayana kadar haşlayın. Yarma ve nohutla karıştırın. Bi kenarda beklesinler.

  2. Bu arada yumurta, un, yoğurt ve sütü pürüzsüz olacak şekilde iyice çırpın. Koyulaşana, kaynamaya başlayana kadar karıştırarak pişirin.

  3. Çorbamız kaynamaya başlayınca kenarda bekleyen malzemeleri içine ekleyin. 1-2 dakika birlikte kaynasınlar.

  4. Tuzunu ekleyip altını kapatın.

  5. Başka bir tavada tereyağını kızdırın. İçine nane ve pulbiberi ekleyip çorbanın üzerine ekleyin.
Bu yoğurt, süt, un ve yumurta dörtlüsü çok amaçlı bir sosmuş meğersem. Hiç dikkat etmemiştim daha önce. Kıvamı ve içine koyduğunuz malzeme ile oynayarak çok farklı yemekler ortaya çıkarmak mümkün.
Mesela koyu kıvamda pişirip içine de pişmiş bir sebze ekleyip (karnabahar, brokoli, ıspanak, havuç vs…) et/köfte yanına garnitür olarak sunulabiliyor. Beşamelin kullanıldığı her yerde kullanılabilir. Daha az yağlı ve daha ferah bir tadı var. Çok sevdim ben çoook. Tek sorun, zaten süt tüketimimiz fazla idi, şimdi çok fazla oldu. Taşı dur artık kocacım, n’apalım?

12 Kasım 2007 Pazartesi

Kuru Fasulye Çorbası, Sebzeli

Ben bu İtalyanların her şeyine hastayım. Özellikle yemeklerine: o içinde herbişey olan çorbalarına, pilavlarına, pizzalarına, makarnalarına, mantılarına. Hele o peynirleri, ekmekleri, dondurmaları… Hepsi çocuklar düşünülerek özene bezene oluşturulmuş sanki. Yok İtalya’da falan yaşamadım, ama çok isterdim. Gördüğüm, duyduğum, sorduğum, öğrendiğim kadarıyla hayranlarıyım.

Bu çorba İtalyanların minestrone çorbasının bizim mutfakta pişmiş hali. Sinan’ın en favori yemeklerinden. Bizim kuru fasulye yemeğinin üzerine 1-2 kat çıkılmış hali:) Çenem düşecek biraz. Önce tarifi vereyim.

Malzemeler:
6 porsiyon
4 yemek kaşığı zeytinyağı
1 soğan, 3-4 diş sarımsak
½ yemek kaşığı salça
1 tatlı kaşığı kuru nane
Tuz, karabiber, kırmızıbiber
1 lt tavuk suyu
1’er adet havuç, kabak, patates
1 ½ bardak kuru fasulye, haşlanmış
1/3 bardak şehriye (ya da herhangi bir küçük makarna çeşidi ya da erişte)
  1. Soğanı yemeklik doğrayın ve yağda kavurun.

  2. Salçayı ve sarımsakları ekleyip biraz birlikte kavurduktan sonra nanesini ekleyin ve tavuk suyunu ilave edin.

  3. Tencerede soğanlı, salçalı suyunuz kaynayadururken sebzeleri pişmesi en uzun sürecek olandan başlayarak küp küp doğrayıp tencereye ilave edin. Benim durumunda bu sıra havuç-patates-kabak idi.

  4. Sebzeler pişmeye yakın fasulye ve makarnayı ekleyin. Tuz ve baharatlarla tatlandırdığınız malzemeleri, güzel ve seviyeli bir birliktelik oluşturana kadar kısık ateşte pişirin.

Bazen salçasız yapıyorum. Tüm malzemeleri tavuk suyunda haşlayıp, naneyi yağ ile ısıtıp üzerine ekliyorum. İçindeki sebzeleri istediğiniz gibi çeşitlendirebilirsiniz, kuru fasulye yerine barbunya da kullanabilirsiniz. Her hali başka güzel.

Ben bu cümleleri yazarken televizyonda Rachel Ray Show’da 12 yaşında İtalyan bir erkek çocuk bu yemeği pişiriyor. Her şeyi daha büyük doğradı, makarnalar da büyük boy. İçine taze defne yaprağı, biberiye ve kekik de koydu. Salça yerine konserve domates kullandı. Ve üzerine bolca parmesan… Yaparken de bi havalar, bi konuşmalar… Bayıldım çocuğa!

Çok güzel 2 tane kapkalın İtalyan mutfağı kitabım oldu: Silver Spoon ve The Classic Italian Cookbook. Bu sayfada sık sık İtalyan mutfağından feyz alarak yaptığım yemekleri göreceksiniz artık. Her seferinde de adamları öven bir iki cümle ederim, tutamam kendimi.

İtalyanlarla ilgili herhangi bir şeye bakarken, okurken, dinlerken çoğu zaman şaşkınlıkla kızgınlık arası bir duyguyla söylenirken buluyorum kendimi. Gözümün önündeki sahne şöyle: Aynı coğrafya, aynı malzemeler… Biz temellerini atmışız binanın, sonra öylece kalmış, sanki mütahit dolandırıcı çıkmış, baştan hesabı iyi yapmamışız paramız tükenmiş. Onlar da ise bir neşe bir kahkaha, çıkmışlar 10 kat. Kadehler elde sürekli kutlamaca. Biz tabi dönmüşüz arkamızı, duyuyoruz coşkuyu neşeyi ama duymazdan geliyoruz. Dikmişiz gözümüzü şaheserimize, övünüp duruyoruz. Aramızdan “ya arkadaşlar, toplayalım aramızda para, çıkalım bir iki kat” diyenlere hemen kızıyoruz, hemen susturuyoruz. Hiç gerek yokmuş, böyle çok muhteşemmiş, olan da sallanıp yıkılabilirmiş, var gücümüzle korumalıymışız o 3-5 çıplak sütunu, mişmişiz, miş miş mişiz…

25 Ekim 2007 Perşembe

Kakaolu Puding


Çok nadir yaparım tatlı. Yaptığım zaman da genellikle daha evdekiler göremeden hepsini yemiş, bitirmiş olurum. Ne yazık ki... Aslında çok yapmak istiyorum kurabiyeler, kekler... Sürekli fırın çalışsın istiyorum, nefis kokular yayılsın etrafa, her zaman yiyecek birşeyler olsun çayın yanında. Ama hem zamanım yok, hem hepsini yiyecek durumum. Hem de çocuklarımın henüz çok çok küçükken o kadar fazla yemesini istemiyorum şekerli, unlu gıdaları.

Sinan şu anda 2,5 yaşında. Şekerleme ve çikolata ile daha yeni tanıştı. Bayram dolayısı ve mahalle baskısı (!) ile. Beslenmesinde şekere 1 yaşına kadar hiç, daha sonra da çok az yer verdim. Hala yaşpasta ile ne yapacağını bilemiyor mesela. Üzerindeki kremayı yiyip bırakıyor. Geçen gün pişirdiğim pudingin ise 1 kasesini ilk defa tam olarak yedi. Yani ben 3 kase yedim, o 1 tane yedi. Ben en iyisi konuyu kapatıp hemen tarife geçeyim. Battıkça batıyorum.

Kakaolu Puding
6 kişilik
1 bardak=250 ml

1 lt süt (4 bardak)
3 yemek kaşığı mısır nişastası, silme
2 yemek kaşığı un, silme
5 yemek kaşığı kakao, silme
1 yumurta
3/4 bardak şeker (tatlı sevenler- çayı şekerli içenler- 1 bardağa kadar koyabilir)
1 çimdik tuz
1 yk tereyağı

  1. Yağ dışında tüm malzemeler tencerede balon çırpıcı ile karıştırılır.
  2. Orta ateşte koyulaşana kadar karıştırılarak pişirilir.

  3. Altı kapatılınca tereyağ eklenir ve hem eritmek hem de pudingi biraz soğutmak için biraz çırpılır. Ne kadar çok çırpılır, o kadar az kabuk bağlar.

  4. Kaselere boşaltılır, oda sıcaklığına gelince buzdolabına kaldırılır.

Böyle sütlü, ama bol yumurtalı olarak yaptığım 2-3 tarifim var. Krem karamel, vanilyalı puding gibi. Onları da yazarım. Yumurta ile sorunu olan çocuklar için bu iki tarifim çok iyi olur, çünkü 1 kasesine 1 yumurta falan düşüyor.

Afiyet olsun. Hepimize.

22 Ekim 2007 Pazartesi

Tavuk Köftesi


Bunca zaman dana kıyma köfteye talim ederek böyle bir lezzeti senelerce ıskalamış olduk. Neyse. Neresinden dönsek kar. Artık çok sık yapılacaklar listemde tavuk köfte. Hem de sebzeli sebzeli.
Tarif normal köfte tarifine kaşar peyniri ve sebze eklenerek ortaya çıkarılmış, uygulamaya geçilmeden önce çeşitli güvenilir kaynaklardan tarif araştırmaları tarafımdan gerçekleştirilmiş, yeterli lezzette olacağı öngörü ve inancı ile aile boyu ölçülerinde pişirilmiştir. Herhangi bir hayal kırıklığı ve zayiat yaşanmamış, beklenen övgüler beklenen kişilerden bekleyen kişiye bildirilmiştir. Saygılarımla…

Malzemeler
4 porsiyon
2 parça tavuk göğsü (yaklaşık 500 gr)
1 yumurta
1 yemek kaşığı un, tepeleme
1 küçük soğan, rendelenmiş
1’er küçük havuç ve kabak, ince rendelenmiş
1-2 yemek kaşığı kaşar peyniri, rendelenmiş
Tuz, karabiber, kişniş
1 yemek kaşığı taze biberiye ya da maydanoz



  1. Tavuk eti mutfak robotunda kıyma haline getirilir. Sebzeler rendenin ince tarafı ile rendelenir.

  2. Tüm malzemeler karıştırılır. Köfte şekli verilir ve az sıvıyağda arkalı önlü kızartılır.

Köfte hamuru biraz fazla yumuşak ve yapış yapış oluyor. Elleri azıcık sıvıyağlamak sorunu çözüyor. Ama o sırada bebek ağlar, abisinin çişi gelir, elim ayağıma dolanır diye elim batmasa daha iyi olur diyorsanız, tavaya kaşıkla da koyulabilir köfteler, sonra üzerine hafifçe bastırılır. Öyle de olur, can sıkmaya değmez yani.

Bu tarifimizin Olursa Daha Güzel Olur’u kereviz. Evet tarifin içinde yok ama bir dahaki yapışımda ekleyeceğim. Tabi ki rendenin ince tarafı ile rendeleyerek.


Related Posts with Thumbnails